Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ancak,biz Alevilerin “kendimiz kalarak” değişmeyi ve bu zorunlulukta değiştirme ve dönüştürmeyi öğrenme zorunluluğumuzu unutmadan,Aleviliğin Ehli Beyt ve on iki imamcı anlayışına sadık kalarak değişimi bizim kontrolümüzde tutarak yola,mektebe uygun bir çizgide bu ilahi inancı sürdürme amacına uygun hale getirebiliriz.Aksi durumda geldiğimiz süreçte biz Alevilerden arındırılmak istenen bir gidişatın getireceği sonuçları tahmin etmemiz mümkün değil.
Alevileri ve Aleviliği bekleyen tehlikeleri saymakla bitiremeyeğimiz sayısı belirsiz tehlike beklemektedir.Bunları gözardı etmek,görmezden gelmek,korkuya kapılmak gibi davranışlarla bertaraf etmenin mümkün olamayacağının bilincini hep taze ve diri tutmanın,Alevileri bütün değerlerini yitirmiş,sıradanlaştırılmış bir topluluk yapmaya aday kurum ve kuruluşların yemi ve alanı yapmaktan uzak tutacaktır.Aleviliği ve Alevileri öteye beriye yamamaya çalışanların isteklerini kursaklarında bırakacaktır.
Aleviliğin tarihsel gerçekliğinden uzak,art niyetli ve kasıtlı tanımlamalardan kendi egolarını tatmin etmeden tutun da,grupsal,etnik ve ideolojik çıkarlarına göre tanımlamalar öteden beridir var olmuş ve var olmaya devam etmektedir.Aleviliği ve Alevileri kendi menfaatleri doğrultusunda tahrif etme,İslamın dışında tutma ve Ehl-i Beyt’ten ayırma,İmam Ali ile ilişkisini kesme projeleri bütün hızıyla devam etmektedir.
Aleviliğin İslamın içinde olduğu gerçekliğini saptırarak,aslında Alevi düşmanlıklarını dost maskesiyle gizleme çabaları”Alevileri,Şaman veya Zerdüşt” göstermeleriyle açığa çıkmaktadır.Dayandıkları argümanları ise İslamiyetin Sünnilik’ten ibaret olduğu safsatasıyla başlamalarıdır.Veya Aleviliğin İslamdan önce de olduğunu tezini ileri sürerek ideolojik ve politik anlamda kendilerine bir alan yaratarak Alevilerin öteden beridir merkezi otorite dışına itilmelerinden,dışlanmalarından dem vurarak kendilerine çalışma alanları yaratma psikolojisinden başka bir şey değildir.
Yani hala Aleviliğin ve Alevilerin bu ülkenin bir gerçeği olduğu noktasından uzak,yine toplumda Alevilerin Allah’a inanıp inanmadıkları,namaz kılıp kılmadıkları,Kuran’a inanıp inanmadıkları sorgulanıyorsa;Veya gizli-açık bir asimilasyonla Sünnileştirme dayatılıyorsa Aleviler bu ülkenin nesi sayılırlar?Diye soru sormak gerekmez mi?Bir yanda merkezi otoritenin,diğer yanda Alevilere farklı dinler arayanların kuşatılmışlığından kurtulmanın,bu bilinçli ve art niyetli kişi ve kuruluşların kara probagandalarından bunalan,etkilenen sayısız Alevinin olduğunu bilmeyen yoktur sanırım.Yazılı kaynaklardan yoksun Alevilik,ister istemez bu konuda bilgi boşluğu yaratmaktadır.Bu da sağlıklı ve doğru düşünmeyi zorlaştırmakta ve olumsuz durum yaratmaktadır.
Alevilere yönelik çıkan kitap, dergi,gazete vb. Yayınlara bir göz atacak olursak mektebi bilgilerden yoksun,aleviliği İslam dışı gören ve farklı bir din olarak yorumlayan yayınlar olduğunu görürüz.Bütün bu yaşanılan ve yaratılan kaos ortamında Alevici kesilen faydacı,artniyetli ve alevileri belirsizliklere taşımanın belirtilerini,ancak doğru bir Alevilik bilinciyle bertaraf edeceğimizi unutmamak gerekir.Aksi halde başımızı ağrıtacak,yolumuzu karartacak sahte dostlarımız çok olacaktır.
Rıza BAKIRLI